Pages

5 Şubat 2010 Cuma

Dudak Payı



Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

Sunay Akın

LAVINIA




Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim.
Ama gitme Lavinia.
Adını gizleyeceğim,
Sen de bilme Lavinia

Dün Sabaha Karşı



Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

Özdemir Asaf

2 Şubat 2010 Salı

...:::Gitmeliyim:::...




Sen benim ruhsatlı sevdam

Ben senin sevda keşin.

Ya sen varsın, yada sen!

Temmuz geldi, gitmeliyim.

Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık

Çünkü yokluğuna kurşun işlemez

Nicedir gözlerim dalıp gider

Ekin tarlasında rüzgar nicedir sarı değil

Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma

Bir güneşin doğuşunu bekleyerek

Ve bir sevdanın dilinden türküler söyleyerek gitmeliyim

Temmuz geldi...

Babamın ismini verdim oğluma

Koçum benim..

Asi kartallar gibi rüzgarlı doruklarda

Ve kaçıp sana sığındığım geceler

Bütün gözlerim hatırımda

Kalbimde uçuşur en deli kuşlar

Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında

Akar boz bulanık seller içimde

Gözlerin gözlerimde direnir

Ellerin tutuşur elini tutsam

Sen çöl çiçeğisin umutlarımın

Ruhsatlı sevdamsın.

Seni sevmek yaşamaksa ben hiç ölmedim.

Temmuz geldi, gitmeliyim........



Masumduk çocuklar kadar

Acılarla olgunlaştık

Hayattan öğrendik ne biliyorsak

Bu yüzden öfkeliyim yaşanmamış günlere

Çünkü, bir hayat yetmedi seni sevmeye.

Yüzü cama dayalı bir çocuğun

Baba hasretiyle kaç gece bekledim seni.

Kırık bir cam parçasıyken gençliğim

Her gün biraz daha suskunken

Daha bir yorgunken her günden

Üzüm ekşisi bir yeşile cinasken gözlerin

Temmuz geldi, gitmeliyim...

Şarkılar söylerdin, bilinmez makamlardan

Şiirler dökülürdü yüreğinden

Gözyaşlarım mezesiydi hüzünlerinin.

Ya sana doymadan çekip gidersem

Artık, ipe dizip türküleri, tesbih yaparsın sapına

Son kuşlarda gidince, bir gökyüzü az gelir

Gizli bir yas gibi büyür sessizliğim

Ağaçta bir kuş yuvası olurum.

Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi

Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben

Birde ayaklanmış öfkem...

Hem dünüm yeniktir sana, hem yarınım

Soframda bir kırmızı gül

Hastayken baş ucumda çorba, ütülü gömleğim

Ekmeğim, aşım, kadınım, can yoldaşım

Kundağım, mezarım, karım

Ve de sevmek kadarımsın

Derdimin tek anlayanı, yüreğimin güleç yanısın

Gün ışığım, gökkuşağım, deli kanımsın

Yürekliysen sende beni sev bu gece

Kunduramı bağlamayı öğrendiğim gün

Kendimi sevdiğim kadar..

Yaşamaksa seni sevmek

Ben hiç ölmedim.



Fatih Kısaparmak